GENİŞ AÇI HİKMET BİLA
Gün, Bugün...
Seçime iki gün kaldı.
İki gün sonra akla kara belli olacak.
Bu seçim nasıl bir seçim? Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle bir seçim
yok. Neden yok? Çünkü, ilk kez, sınırlarının ve rejiminin oylanacağı bir
seçime gidiyor Türkiye...
24 Temmuz 1923'te Lozan'la çizilmiş sınırları...
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'le kurulmuş rejimi...
Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne Türkiye'de 21 genel seçim yapıldı.
Bunların hiçbirinde böyle bir oylama olmadı. Ne tek parti döneminde ne çok
parti döneminde. İkinci Dünya Savaşı sırasında bile Türkiye, böylesine
kritik bir seçim yaşamadı. Bütün dünya yanıyordu. Kan ve ateşler içindeki
dünyada Türkiye'deki seçimlerin önemi yoktu.
***
Bugün ise, dünyanın derdi sanki sadece Türkiye...
Yirmi yıldır terörü koçbaşı olarak kullanan büyük bir saldırı planı
uygulanıyor. Bu saldırı sırasında ölen insanların sayısı kırk binlere
yaklaşıyor. Kurtuluş Savaşı'ndaki kayıplardan daha fazladır bu sayı. Ve bu
saldırı, uluslararası destekle devam ediyor. Destekleyenler arasında,
Türkiye'nin görünürde müttefiki olan ülkeler bile var. Onların silahları
terör örgütüne akıyor. Silahlı saldırının gölgesi altında yürütülen
siyasal saldırı her geçen gün zemin kazanıyor. Bazı büyük güçler, yerli
işbirlikçileriyle birlikte, devletten çok, o siyasal kadrolarla işbirliği
yapıyor. Türkiye'nin 'gereğinden fazla büyük' olduğu dile getiriliyor;
federasyon, özerklik, bağımsızlık dayatmaları dozunu artırıyor. Ülkenin
bütünlüğü ve rejiminin ortak paydası, çimentosu, temel taşı Atatürk
silinmeye çalışılıyor.
***
Ve ilk kez, Türkiye'nin laik, demokratik rejiminin değiştirilmesinden söz
ediliyor. Atlantik ötesinde çizilen planlarla Türkiye'nin bir 'ılımlı
İslam' devleti yapılması projesi hayata geçiriliyor. İslam dünyasının ilk
ve tek laik, demokratik ülkesi ortaçağ karanlığına çekiliyor. Kadının
güneşten saklandığı, ikinci sınıf insan olarak görüldüğü bir sistem,
devletin kılcal damarlarına kadar sokuluyor. Bu uygulamaya alkış tutanlar
'Müslüman' , çağdışılığa karşı çıkıp çağdaş yaşamı savunanlar 'din
karşıtı' olarak sunuluyor.
Millet, etnik ve dinsel temelde bölünüp birbirine düşürülüyor.
***
Böyle giderse, işin sonu bölünmedir, iç çatışmadır, yıkımdır.
Çünük hepimiz biliyoruz ki, bir ülkeyi yıkmanın en kolay yolu etnik ve
dinsel temelde bölüp birbirine düşürmektir. Yakın tarih bile, bunun
örnekleriyle doludur. İşte Yugoslavya... Daha dün Yugoslavya diye bir ülke
vardı. Barış içinde yaşayan. Bölünen, parçalanan, birbirine düşürülen
Yugoslavya'nın kan gölü üzerindeki dumanlar bugün hâlâ tütüyor.
***
Gün, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü, sınırlarını ve rejimini koruma,
birlik, bütünlük, barış içinde, laik, demokratik Türkiye'yi çağdaş
uygarlık yolundaki rotasına yeniden oturtma günüdür.
Gün, 22 Temmuz günüdür.

0 yorum :
Yorum Gönder